Ana Sayfa          İletişim       Galeri     
İLAN SERVİSİ

Emlak ve Oto İlanları
İLİMİZDE HAVA
        

         
 
DÖVİZ-BORSA
MİLLİ KİMLİK , MİLLİ ÜLKÜ

Mestan KARABACAK

            Böyle bir yazıyı kaleme almamızın sebebi ,"milli,milliyet,millet,milliyetçilik" gibi kavramlara karşı yurdumuzda takınılan ve giderek yaygınlaşan olumsuz tavırlardır. bir diğer sebep ise,"milli ülkü"gibi diriltici,dinamizm verici bir hayat iksirinin milletler için reddedilemez ve vazgeçilemez bir ihtiyaç olduğunu ifade etmektir.

       Türkiye'de yukarıda sözünü ettiğimiz mukaddes mefhumlara karşı takınılan menfi tavırlar,yakın geçmişe kadar beynelminelcilerden, hümanistlerden ve komünistlerden gelmekteydi. Ancak bugün bu menfi bakışlara radikal dini çevreler ve sözümona Müslümanlığı kimseye bırakmayan fanatik çevrelerde katılmışlardır.

     Herkesin çok iyi bilmesi gereken bir sosyolojik,tarihi ve dini hakikati belirtmemiz gerekir ki " millet ve milliyet gerçeği" insanlığın yaratılışından gelen hakikatlerdir. Ve bilmemiz gerekir ki insanlık tarihi boyunca süregelen toplumlararası mücadeleler,bir yönüyle dinler bir yönüylede milletler mücadelesidir.

     Dün , beynelminelci,hümanist ve batı hayranlığının koktuğu,sevmediği,"Türk,Türklük,Milliyetçilik" gibi kavramlara bugün bazı dini kesimler (cemaat ve gruplar)adeta savaş açmış gibidirler. bir takım ideolojik tezler ve kanaatlerin hakikatleri yok sayma dalaleti ve cür'eti er geç boşa çıkacaktır.

     Meselenin üzücü bir yönüde,din adına ,İslam adına bu tür izrahların ortaya dökülmesidir. İslama göre üstünlük takvadadır. Bu çerçevede , Türklerin yüzyıllarca islama yapmış oldukları hizmetleri gözönüne alırsak ,milletimize ne kadar haksızlık yapıldığı ortaya çıkar. Kaldı ki , Türklerin üstünlüğünü filen iddia ettiğimzde yoktur. Sadece Türk ve Müslüman olmanın bize büyük bir mutluluk verdiğini söylüyor ve bu kimliğe sahip her kişininde bu hissi duymasının gayet normal olduğunu belirtiyoruz. Ancak bazıları kimliğini ifade etmede sadece "Müslümanım" demeyi yeterl görüyor. Hemen belirtmeliyiz ki bu anlayışın ne dini ,ne ilmi nede tarihi ve sosyolojik olarak bir dayanağı ve geçerliliği yoktur. Yani bir insanın herhangi bir dine mensup olması aynı zamanda bir milletin ferdi de olmasına bnu ifade etmesine mani değildir.

     Yukarda özetlemeye çalıştığımız ve yanlış olmasına rağmen yaygınlaşma istidadı gösteren anlayışın devam etmesi, milletimizin de devletimizin de hayrına değildir.

     Anadolu'yu bize vatan yapan da , asırlarca üç kıtada hakimiyet tesis etmemizi sağlayan da Müsüman Türk kimliğimizdir. Hattızatında bu kimliğin bize armağan ettiği ideal insan tipide ortadadır. Alp-Eren..." Alperen" , türk ve İslamın kaynaşmasından doğan numune insan tipimizdir. Alp; yiğit bileği ve yüreği kuvvetli insan " demektir. İslamiyet öncesi toplumumuzun örnek insan tipidir. "Eren ; "Hak'ka yakın olan ,Allah'a ulaşan " demektir. Alp-Eren  , maddi ve maneiv erdemleri şahsında birleştiren insan tipidir. Müslüman Türk kimliğinin eseridir. Hem kahraman , hem imanlı ,manevi dünyası zengin insan....

     İslamiyet öncesinde "Alp" tipiyle "Cihan Hakimiyeti  Mefkuresi'ni hayata geçirmeye çalışan Türk Milleti, Müslümanlıkla şereflendikten sonra éalp_eren" tipiyle "Nizam-ı Alem" , bir diğer söyleyişle "I-Layı Kelimetullah'ı gerçekleştirmeyi hedef bilmiştir. Kızıl Elma , o dönem milletimizin milli ülküsü olmuştur.

     Bizim tarihimzde " dünya iki padişaha dardır" anlayışı yaygın bir anlayıştır. Türklerin bilebildiğimiz ilk atası olan Oğuz Han:

     "Daha deniz , daha müren

     Güneş bayrak ,gök kurıkan" diyerek , Türklerin cihan hakimiyeti idealini ortaya koymuştur. Bugünkü dille söylersek : "Daha çok denizler aşalım , daha çok ırmaklar geçelim , güneş bayrağımız olsun , gökyüzüde çadırımız..." Bu ifadede müthiş bir ufuk ve derinlik vardır. Bu nesilleri ve yüzyılları kucaklayacak bir milli ülküdür. Ancak , şunuda belirtmeliyiz ki , bugün bir karış ilerisinden daha ötesini göremez hale getirilen Türk nesilleri için bu büyük ufku , hedefi anlama güçlüğü ortadadır.

      Türklerin tarih boyunca , bu idealin bir sonucu olarak batıya aktığını görüyoruz. Bazı tarihçilerin de belirttikleri gibi , türk tarihinin karakteristik çizgisi " batıya akış" tır. Bu akış Osmanlı'nın duraklama dönemine kadar sürmüştür . Medeinyet fenerimizin ferinin söndüğü , askerlerimizin dizinin takatının kesildiği ,topyekün enerji ve dinamizmimizi yitirdiğimiz sonraki yıllarda ise istesek de bu akışı ve akınları , sürdüremez olmuşuzdur. Ondan sonrası malum , eldekini koruma ve kurtarma gayretiyle çırpınışlar ve karabasanlar gibi üzerimize yapılan saldırılar....

      Özellikle Tanzimat'tan sonra bugüne kadar ulaşan yakın tarih devremizde ise , bizi bir zamanların "süper güç"ü yapan temel dinamiklerimize karşı iç ve dış saldırılar... Kısaca belirtirsek , Türk ve Müslüman kimliğimizin boy hedefi olduğu devre... Bu amansız saldırılar , bazen dinimize, bazen soyumuza ve çoğu zaman hem Türklüğümüze hemde Müslümanlığımıza yapılmıştır.

     Bu arada " Türklük ve Müslümanlık " kavramları sanki bir arada olamazmış gibi düşünenlerin gayretleriyle bu kavramların bazen birine , bazen de diğerine karşı yoğunlaşan saldırılar, saldırılar... Ne kadar acıdır ki , Müslüman Türk'ün öz vatanında , Anadolu'da , Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşı olarak , neredeyse , Türk'üm! , Müslümanım! " demenin suç sayıldığı dönemler olmuştur.

      Artık " kazan kadar kafalarında fincan kadar beyin taşıyanlar" bilmelidirler ki , biz doğmadan önce dinimizi ve milliyetimizi seçmek gibi bir hakka sahip değiliz. Açıkçası , Türk ve Müslüman olarak doğmamız İlahi takdirin bir eseridir. Onun için bu özelliklerin birine yada ikisine birden karşı çıkmak aynı zamanda İlahi Kudret'e karşı çıkmaktır.

      Din adına milli kimliğe karşı olumsuz tavır takınanların çıkmazı işte bu noktadadır. " Kimse kavmini sevmekle suçlanamaz " ve " Vatan sevgisi imandandır" diyen Şanlı Peygambere karşı mı çıkmaktadırlar.?

     Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de , mealen ; " Biz insanları kavim kavim yaratttık . Ta ki , tanışsınlar,görüşsünler diye" şeklinde buyuran Yüceler Yücesi'ne kulakmı tıkamaktadır bu fikirsizler.....?

      İşte bugün yazımızın başında da belirttiğimiz gibi , dinin , ilmin , tarihi hakikatlerin ve sosyolojik esasların bir sonucu olan milli kimlik ve onunla ilgili unsurlar hiçbir ferdin reddedemeyeceği bir sonuç olarak karşımızdadır.

      Hasıl kelam ; milli kimliği ve ve kişiliği her türlü iç ve dış saldırılar ve tereddütlerden uzak olarak , milletimiz ve hassaten gençliğimize iade etmedikçe , milli ülkümüze kavuşamayız . Yıllardan beri milli ülküden yoksul nesiller yetiştirmemizin sebebi de budur.

     Devletimizin bu konuda milli bir politika oluşturması ve bütün medeni ülelerde olduğu gibi okullarında gençlerine " milli ülküler " aşılaması elzemdir.

      Yunanistan'dan Suriye'ye ,Ermenistan'dan İsrail'e kadar yanıbaşımızdaki devletlerin bizim topraklarımızla ilgili hedef ve faaliyelteri ortadadır. Bununda ötesinde bizzat ve bu ve buna benzer devletlerin bizim vatan coğrafyamızla ilgili emellerini milli bir politika olarak sürdürdükleri de aşikardır. Yunanistan'ın İstanbul ve Anadolu'yu elde etme niyeti ve Suriye'nin Hatay'ı kendi haritalarında göstermesi bu cümleden olarak sayılabilecek somut örneklerdir.

     Peki  , bugüne kadar bizim devletimizin bu ülkelere karşı milli bir dış politikası olmuşmudur? Hayır..... İşin aslına bakılırsa  yurdumuzun bulunduğu bu bölgede bir ülkenin başkası üzerinde hesabı olacaksa, bizim onlar üzerinde emellerimizin olması gerekir. Çünkü o ülkelerin pek çok bölgesi bizim " kültür coğrafyamız" içerisindedir.

     Sözün özü , bugün devletimizin gerçek manada planlanmış milli bir dış politikası ve milli ülkülerini gençlerine aktarmak gibi bir meselesi yoktur . Ama olmalıdır. Derhal olmalıdır. Oluşmalıdır. Milletimizin topyekün kurtuluşu, vatanımıza ve çevresine huzurun ve barışın gelmesi bizim yeniden büyük devler olmamıza bağlıdır. Büyük devlet olabilmek için de " milli ülkülerimiz" e kavuşmamız şarttır.....


 Yazarın Tüm Makaleleri
MİLLİ KİMLİK , MİLLİ ÜLKÜ 23.02.2009
 
EN  ÇOK OKUNANLAR
KARAMAN'IN TARİHİ GÜZELLİKLERİ
YORUMLAR
ERMENEK AKP ADAYI N. AKPINAR
hayırlı olsun kazandın ..
ERMENEK AKP ADAYI N. AKPINAR
sanane lahn

YAZARLARIMIZ

NÖBETÇİ ECZANELER 
NAMAZ VAKİTLERİ

 
www.ajans70.com
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır.
© 2009